Marka Yönetimi
- Anasayfa
- Marka Yönetimi
Marka Ne Söylüyor, İnsan Ne Anlıyor?
Bir marka kendini çok net anlattığını düşünebilir ama karşı tarafta bambaşka bir algı oluşabilir. Marka yönetimi, bu iki taraf arasındaki farkı görmeyi sağlar. Söylenmek istenenle algılanan şey aynı çizgide buluştuğunda marka daha güçlü hissedilir.
Marka Yönetimi Nedir?
Bir markanın sadece adı, logosu ya da rengi yoktur. İnsanların o markayı gördüğünde hissettikleri, düşündükleri ve hatırladıkları şeylerin tamamı bir bütünü oluşturur. Çoğu zaman markalar, ne anlattıklarını bildiklerini sanır ama dışarıdan bakan için tablo çok daha farklıdır. Marka yönetimi nedir? sorusu da tam bu noktada anlam kazanır. Bu iş, markanın kendini nasıl gördüğüyle, insanların onu nasıl algıladığı arasındaki mesafeyi kapatma çabasıdır.
Marka, zamanla şekillenen canlı bir yapıdır. İlk günkü niyetle bugün geldiği yer aynı olmayabilir. Büyüdükçe dili değişir, hedef kitlesi genişler, temas ettiği alanlar çoğalır. İşte burada Marka Yönetimi devreye girer. Ama bu, bir dosya hazırlayıp rafa kaldırmak değildir. Sürekli bakılan, güncellenen, gerektiğinde yön değiştirilen bir süreçtir. Markanın ne söylediği kadar neyi söylemediği de bu sürecin parçasıdır.
Peki bu süreçte neler yapılır? Marka yönetiminde ne gibi hizmetler mevcut? dendiğinde tek bir kalemden bahsetmek mümkün değildir. Markanın tonu belirlenir, görsel dili netleştirilir, iletişim şekli düzenlenir. Sosyal medyada nasıl konuşacağı, reklamda nasıl görüneceği, web sitesinde nasıl bir izlenim bırakacağı birlikte ele alınır. Ama asıl mesele, bunların birbirinden kopuk olmamasıdır. Her temas noktası, aynı kişiliği yansıtmalıdır.
Bir marka bazen çok şey söyler ama net değildir. Bazen de net olmak isterken mesafeli görünür. Bu dengeyi kurmak kolay değildir. Danışmanlık tarafı, markaya dışarıdan bakabilme imkânı sunar. İçeriden fark edilmeyen tutarsızlıklar, tekrarlar ya da belirsizlikler daha görünür hale gelir. Böylece marka, kendini anlatırken daha sakin ve daha anlaşılır bir noktaya gelir.
İnsanlar markalarla ilişki kurar. Bu ilişki bazen bir paylaşımda, bazen bir müşteri temsilcisiyle konuşurken, bazen de bir ürün kutusunu açtıklarında başlar. Bu yüzden marka yönetimi neden önemlidir? Çünkü kontrolsüz bırakıldığında marka kendi başına bir şeye dönüşür. Ne söylediği, ne hissettirdiği ve nasıl hatırlandığı zamanla belirsizleşir. Oysa doğru yönetilen bir marka, tutarlı bir iz bırakır.
Marka Yönetimi, markayı daha “büyük” göstermek için yapılmaz. Daha “net” göstermek için yapılır. Herkese hitap etmeye çalışmak yerine, doğru kişilere doğru şekilde seslenmeyi hedefler. Bu da markanın kendini zorlamadan, doğal bir duruş sergilemesini sağlar. Yapay sloganlar ya da aşırı iddialı vaatler yerine, gerçek bir kimlik ortaya çıkar.
Bu süreci yaşayan markalar genelde şunu fark eder: Karar almak kolaylaşır. Yeni bir kampanya yapılırken “bize yakışır mı?” sorusu daha rahat cevaplanır. Yeni bir iş birliği gündeme geldiğinde, markanın sınırları daha nettir. Çünkü kim olduğunu bilen bir marka, ne istemediğini de bilir. Marka Yönetimi, bu farkındalığı kazandırır.
Zamanla markanın dili oturur. İletişim daha sade hale gelir. İnsanlar markayı gördüğünde, neyle karşılaşacaklarını az çok tahmin eder. Bu tahmin duygusu güven yaratır. Güven ise sadakate dönüşür. İşte bu yüzden bu hizmet, sadece bugünü değil, markanın yarınını da düşünür.
En sonda şunu söylemek gerekir: Marka Yönetimi, hızlı bir makyaj işi değildir. Sabır ister, gözlem ister, bazen geri adım atmayı gerektirir. Ama doğru yapıldığında marka, kendini anlatmak için ekstra çaba harcamaz. Kendi halinde durur ve insanlar onu olduğu gibi kabul eder. Bu da markalaşmanın en doğal halidir.
Büyük Görünmek Değil, Net Görünmek
Her markanın dev gibi görünmesi gerekmez. Ama ne olduğu belli olmalıdır. Marka yönetimi, markayı olduğundan farklı göstermeye çalışmaz; olduğu hali daha anlaşılır kılar.